V. ELEKTRİK TESİSAT ULUSAL KONGRE VE SERGİSİ DÜZENLENDİ

96

EMO İzmir Şubesi’nin ““Akıllı Şehirler/Güvenli Tesisler” temasıyla düzenlediği 4 gün süren “V. Elektrik Tesisat Ulusal Kongre ve Sergisi”, 18 Ekim Çarşamba günü başladı. Kongre kapsamında “IX. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu”, “III. Güç ve Enerji Sistemleri Sempozyumu” ile “IV. Yapı Elektronik Sistemleri Sempozyumu” düzenlendi. Bu yılki kongre kapsamında ilk kez “Endüstri 4.0 Çözüm ve Uygulamaları” başlıklı özel bir etkinliğe yer verilirken, “Yapılarda Elektrik Tesisatı/Yapı Denetim-SMM Hizmetleri” konusunda 3 özel oturum ve bir forum gerçekleştirildi.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi tarafından düzenlenen 4 gün sürecek “V. Elektrik Tesisat Ulusal Kongre ve Sergisi”, Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi`nde 18 Ekim 2017 tarihinde Olten Filarmoni Oda Orkestrası`nın mini konseri ve açılış konuşmalarıyla başladı.

EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş, yapılacak sempozyum ve oturumlara ilişkin bilgi verirken, kongrede temaya uygun olarak bilimsel gelişmelerin bir kez de “Endüstri 4.0” penceresinden değerlendirileceğini kaydetti. Kongre kapsamında yeni teknoloji ve hizmetlerin 58 ulusal ve uluslararası ölçekli firma ve kurum tarafından sergileneceğini belirten Ulutaş, “Kongre Yürütme Kurulumuz, teorik bilginin yanı sıra uygulamalara ilişkin bilgi ve deneyimlerin de paylaşılması için özel bir çaba sarf etti. Serginin yanında oturumlarda uygulamaya dönük bildirilerin sunulmasına gayret göstererek, bu önemli eksikliği gidermeye çalıştı” diye konuştu.

Kongre programının 18 aylık kolektif bir çalışmanın ürünü olduğunu vurgulayan Ulutaş, şu bilgileri verdi:

“Kongre Yürütme Kurulu 21 kez bir araya gelerek, hazırlık çalışmalarını koordine etti. Kongre düzenleme ve bilim kurullarımızın çalışmaları, her sempozyum için ayrı ayrı oluşturulan kurulların çalışmalarıyla bütünleştirildi. Onlarca kurum, kuruluş ve firma düzenli ziyaret edilerek çalışmalara katkı alındı. Mühendislerin yanı sıra çalışma alanlarındaki mimar, teknisyen ve teknikerler gibi diğer mesai arkadaşlarımızı da bu buluşmaya katmak için özel çaba sarf edildi. Önümüzdeki 4 gün boyunca inançla, dayanışmayla sürdürülen bu çalışmanın meyvelerini hep birlikte toplayacağız.”

Geleceğin Mühendisliği Şekillenecek

Kongre ile geleceğin mühendisliğini şekillendirmeye katkı sağlamayı ve teknolojinin yaşamı olumlu yönde değiştirmesine vesile olmayı hedeflediklerini ifade eden Ulutaş, “Kongremizde, sempozyumlarımız ve özel etkinliğimizle birlikte, akıllı şehirler, akıllı enerji şebekeleri ve akıllı binalar konularına odaklanırken, bir yandan da insan hatalarını en aza indirecek şekilde ‘güvenli tesisler` için teknoloji geliştirmenin önemini vurgulayacağız” dedi. EMO`nun Ar-Ge ve bilgi yoğun ekonomi politikalarına vurgu yaptığını ifade eden Ulutaş, “Ne yazık ki bugün sürdürülen neo-liberal ekonomi politikalarının gereği olarak, ülkemiz hemen hemen her alanda yüksek teknoloji ürünleri için açık pazar durumundadır” diye konuştu.

Cari açığın enerji ithali ve teknolojik ürünlerden kaynaklandığına dikkat çeken Ulutaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Unutulmamalıdır ki, siyasal bağımsızlığın temeli iktisadi bağımsızlıktır ve bunun yolu da özgür ve eleştirel düşünen kuşakların yetiştirilmesi amacıyla laik ve bilimsel bir eğitimin her kademede tesis edilmesi; enerji, madencilik, telekomünikasyon başta olmak üzere temel altyapı sektörlerinin kamusal bir mastır planla kısa vadeli ekonomik dalgalanmalardan ve şoklardan etkilenmeyecek bir yapıya kavuşturulması ve dünyadaki teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek, ülke için ayakları yere basan, gerçekçi bir sanayileşme, teknoloji ve Ar-Ge politikasının ve buna uygun bir yatırım ve teşvik sisteminin geliştirilmesi olacaktır.”

EMO`nun bilimsel etkinlikler ve hizmet içi eğitimlerle mühendislik hizmetlerinin kalitesini artırmaya çalıştığına işaret eden Ulutaş, ülkemizde teknoloji geliştirecek mühendislik birikimi bulunduğunun altını çizdi. Önceki kongrelerde madenlerde alınması gereken ve yeni geliştirilen güvenlik teknolojilerine yer verildiğini anımsatan Ulutaş, iş cinayetlerinin sürdüğüne dikkat çekerek, kongre kapsamında yer alan patlayıcı ortamlara ilişkin bildirilerin ilgiyle takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Yoksulluğa Mahkum Kalırız”

Yüksek üretim maliyetlerinin, işçilik giderleri düşürülerek dengelenmesinin yoksulluk yarattığını kaydeden Ulutaş, “enerji yoksulluğu” ve “bilgi iletişim teknolojileri yoksulluğu” gibi yeni kavramların tartışılmaya başlandığını ifade etti. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği`nin (ITU) Bilgi ve İletişim Teknolojileri Geliştirme Endeksi`nde Türkiye`nin 175 ülke içinde 70`inci sıraya düştüğüne dikkat çekerek, “Endüstri 4.0 uygulamalarının yarattığı yeni olanakları irdeleyeceğimiz bu kongrenin açılışında, ‘bilgi toplumu` dönüşümünde gelişmiş ülkeler bir yana gelişmekte olan çoğu ülkenin gerisinde kaldığımızı vurgulamadan geçemeyeceğim” diye konuştu.

Dünya genelinde çocuklara anaokulu çağında kod yazmanın öğretildiği bir döneme girildiğini ifade eden Ulutaş, “İnternet erişimi üzerindeki vergilerin artırıldığı, cihazlar üzerindeki vergi yüküne TRT payını da ekleyen ülkemiz, ne yazık ki bu haliyle dünyanın yoksulluğuna taliptir” dedi. Telekomünikasyon altyapısındaki sorunların, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki dışa bağımlılığın mühendislik faaliyetleri açısından da açmazlar yarattığına işaret eden Ulutaş, şu görüşleri dile getirdi:

“Nesnelerin İnterneti ve Endüstri 4.0 kavramları etrafında tartıştığımız gelişmeler, ekonomik gelişimin yönünü belirleyici niteliktedir. Dünya genelinde yaşanan bu dönüşümün gerisinde kalmamak için ne yazık ki bilimsel ve teknik gelişmelerin paylaşılması ülkemiz için tek başına yeterli değildir. Biz mühendisler, bu alanlara ilişkin stratejik planlamalara ihtiyaç olduğunu siyasi iktidarlara ısrarla hatırlatmalıyız. ‘Ucuzlaştırılmış emek` yoğun, rant temelli, betonlaşmaya dayalı bu modelden, bilgi yoğun bir ekonomik modele geçilmesi için hep birlikte mücadele etmeliyiz.”

Konuşmasında TMMOB üzerindeki baskılara da değinen Ulutaş, “Üyelerinin iradesiyle iş başına gelen ve bizzat üyelerinin denetlediği tüm TMMOB birimlerinin, bilimin ve aklın ışığında 1954 yılından bu yana sürdürdüğü mücadeleyi yarına taşıyacağına olan inancımız tamdır” dedi. Kongrenin ülkemizin mühendislik birikimini artırması ve bu birikiminin kamu yararına katma değere dönüşmesine vesile olmasını dileyen Ulutaş, yoksulluğun panzehirinin teknoloji üretmek oluğunu vurguladı. Katılımcılara teşekkür eden Ulutaş, kongreye katılan genç meslektaşlarının geliştirecekleri çözüm ve ürünlerle geleceğin akıllı şehirleri ve güvenli tesislerinin oluşmasında katkıda bulunacaklarına olan inancını dile getirerek, sözlerini tamamladı.

Aydınlatma LED Teknolojisiyle Akıllanıyor

Aydınlatma Türk Milli Komitesi (ATMK) Başkanı Prof. Dr. Sermin Onaygil, Ulusal Aydınlatma Sempozyumu`nun dokuzuncusunun düzenlendiğine dikkat çekerek, 2001 yılında etkinliği ilk kez yine EMO İzmir Şubesi ile gerçekleştirdiklerini ve farklı illerden sonra dördüncü etkinlikten bu yana sempozyumun İzmir`de yapıldığını anımsattı. Aydınlatma alanının daha çok mimarları ilgilendiren bir çalışma alanı olarak algılanırken, elektrik mühendislerinin çalışma alanı olarak görülmeye başlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade eden Onaygil, “Sempozyuma sahip çıkarak, alanın gelişmesine katkı sağlayan EMO İzmir Şubesi`ne teşekkür ederim” dedi.

ATMK çalışmalarına değinen Onaygil, kongre ve sempozyumlardan edilen bilgi ve deneyimlerin ATMK`nın Türkiye`yi temsil ettiği uluslararası kurumlara ve toplantılara yansıtıldığını kaydetti. Bu yıl sempozyumun “Akıllı Şehirler ve Aydınlatma” teması ile düzenlendiğinin altını çizen Onaygil, kolay kontrol edilebilen LED teknolojisi ile birlikte aydınlatmanın kontrol mühendislerinin de çalışma alanı olduğunu kaydetti. Enerji verimliğine yönelik somut çalışmaların ilk aydınlatma alanına yoğunlaştığını ifade eden Onaygil, şimdi de akıllı, kontrol edilebilir aydınlatma üzerine çalışmaların arttığını belirterek, verimlilik ve kontrol çalışmalarında, aydınlatmanın temel gereksinimlerini de karşılayacak çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

EMO`nun Bilimsel Etkinlikleri

Onaygil`den sonra konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, bilimin durağan değil, sürekli gelişim içinde olduğunu en iyi mühendislerin bilebileceğini, sürekli gelişimin de alt dallarda uzmanlaşmaya neden olduğuna dikkat çekti. EMO`nun akademi dünyası ile sıkı işbirliği içinde mesleğin bilim ve teknolojiyle olan bağını geliştirmek için çaba harcadığını anlatan Önder, bu doğrultuda geçen hafta İzmir Şirince`de “Hesaplamalı Sinirbilim” başlığı altında doktora öğrencileri ile alanda çalışan öğretim üyelerinin bir araya geldiği 6. Akademik Kamp`ın gerçekleştirildiğini anımsattı. Önder, “Yapay zeka ve robotik gibi alanlara kadar uzanan sinirbilim konusunda çalışan meslektaşlarımızla birlikte olduk. Bugün de akıllı fabrikalardan akıllı şebekelere, akıllı binalardan akıllı kentlere kadar uzanan ufuk açıcı bir etkinliğimizin açılışında olmanın gurunu yaşıyoruz” diye konuştu.

EMO`nun etkinliklerine önümüzdeki hafta Eskişehir`de Elektrikli Raylı Ulaşım Sistemleri Sempozyumu (ERUSİS) ile devam edeceğini belirten Önder, Kasım ayında İstanbul`da Elektrik-Elektronik Mühendisliği Kongresi (EEMKON), Antalya`da 9. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu (YEKSEM), Bursa`da da 10. Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Konferansı`nın (ELECO) yapılacağını bildirdi. Aralık ayında Zonguldak`ta 4. ATEX-Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Sempozyumu ve Adana`da TMMOB adına 11. Enerji Sempozyumu`nun gerçekleştirileceğini kaydeden Önder, “Kısıtlı olanaklarla üyelerimizin emeğiyle sürdürdüğümüz bu etkinliklerle, bilim ve tekniği ülkenin ağır gündeminde üst sıralara taşımaya gayret ediyoruz” dedi.

“Umudumuz; Bilimsel ve Akılcı Düşünce Sistemi”

Bilimin de mühendisliğin de gelişiminde sorgulama ve merakın anahtar rol oynadığını, ancak bu temelin daha ilkokul düzeyinden itibaren itinayla yok edilmek istendiği bir dönemde yaşandığını anlatan Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortaöğretim düzeyinde okuduğunu anlama ve temel matematik bilgisinde başlayan gerileme, üniversite eğitimine de yansımaktadır. Sorgulayan, düşünen insanlar yetiştirebilmek için laik ve bilimsel eğitime sahip çıkmak biz mühendisler için ideolojik bir tercihin ötesinde mesleki olarak yaşamsal önemdedir. Bilimin yok sayıldığı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı toplumlarda, bilimle paralel gelişme gösteren mühendisliğin de gerilemesi kaçınılmadır. Elbette Türkiye`nin çok iyi yetişmiş insan gücü de vardır. Bizim de umudumuz; işte bu bilim insanlarımız ve geleceğe taşıyacakları bilimsel ve akılcı düşünce sistemindedir. Bugün bir arada bulunan bu kıymetli topluluğun geleceğin yapı taşlarını öreceğinden hiç şüphemiz yoktur.”

Türkiye`nin 1 yılı aşkın süredir yönetildiği OHAL`in 5. kez uzatıldığına dikkat çeken Önder, OHAL sürecinde çok sayıda sendika, meslek odası ve demokratik kitle örgütünün iktidarın ağır baskısına uğradığını, o kurumlardan birinin de TMMOB ve bağlı odaları olduğunu kaydetti. TMMOB`nin kuruluş yasasının defalarca değiştirilmek istendiğini, mesleki yetkileri ve denetim faaliyetlerinin engellenmeye çalışıldığını anlatan Önder, son olarak Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı`nın Kimya Mühendisleri Odası`na (KMO) karşı açtığı ve EMO`nun da müdahil olduğu davada, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi`nin KMO Yönetim Kurulu`nun görevden alınmasına karar verdiğini anımsattı. Anayasa ve TMMOB Yasası`nın ilgili hükümleri ortadayken hukuka aykırı olarak verilen bu karara itiraz edileceğini belirten Önder, şunları söyledi:

“OHAL`ın ağır baskısı altında verilen bu kararları elbette tarih yargılayacaktır. Bilinmelidir ki; TMMOB ve bağlı Odalar, iktidarların saldırılarına boyun eğmeyecek, demokrasi ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir. Meslek alanlarındaki eksiklikler ve yanlışları bağımsız özerk yapısı ve Anayasa`dan aldığı sorumluluğu gereği gündeme getirerek, kamu yararına çözümler üretilmesi için çaba harcayan meslek odaları, merkezi ve yerel yönetimlerin yanlış icraatları konusunda uyarılarını sürdürmektedir. Ancak AKP iktidarı, 12 Eylül rejimini de aşacak şekilde TMMOB`un özerkliğini yok ederek, bir bakanlık birimine dönüştürme gayreti içindedir. Odaları, bakanlıkların kendi iç yönetmeliklerine tabi kılarak, kurmak istediği vesayet sistemi, denetim değil baskı ve işlevsizleştirmedir.”

Yangın Güvenliğinde Zafiyet

Meslek odalarının Anayasa ve kuruluş yasasından aldığı yetki ile toplum ve kamunun çıkarları, can ve mal güvenliğinin sağlanması için çalıştıklarını kaydeden Önder, EMO`nun yıllardır uğraşması ve alınan yargı kararlarına rağmen Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik`te gerekli düzeltmelerin yapılmadığını söyledi. Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamuya açık binalardaki ölümlü yangınlara rağmen eksikliklerin giderilmemesi bir yana yapılan yeni değişikliklerle kimi binalar yönetmeliğin getirdiği önlemleri almaktan bile muaf tutulmuştur. Bu muafiyetler ve denetimsizlik Adana Aladağ Öğrenci Yurdu gibi yangınların çıkarılmasına davetiye çıkartmak demektir. Ne yazık ki, bugüne kadar yangın güvenliği konusunda EMO`nun deneyimli üyeleri tarafından yapılan çalışmaların dikkate alınmaması çok büyük zafiyetler yaratmaktadır. EMO bu alanda bir yandan sempozyumlarda konunun uzmanlarını bir araya getirerek her türlü bilimsel çalışmayı gerçekleştirmeye çalışırken, hukuk mücadelesini de sonuna kadar sürdürecektir.”

Hüseyin Önder, Enerji Bakanlığı`nın resmi verileriyle elektrik tüketiminde tasarruf değil israfa yol açan yaz saatinin kalıcılaştırılmasının hukuksuz olduğunun yargı kararıyla ortaya çıkmış olmasına rağmen, aynı düzenlemede ısrar edildiğini anımsattı. “Ne olduğu belirsiz bir rapordan söz edilmekte, bu rapora dayanılarak tasarruf yapıldığını iddia eden haberlere inanmamız beklenmektedir” diyen Önder, ortada resmi olarak açıklanan elektrik tüketim rakamları varken, kamuoyuna açıklanmayan bir rapora dayanılarak bu ısrarın sürdürülmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

“Özerk” TMMOB Vurgusu

Türkiye`nin gelişmesinin doğru mühendislik uygulamalarının hayata geçmesi, yerel ve merkezi iktidarların kentleşme, çevre, enerji, telekomünikasyon ve sanayileşme politikalarına ilişkin yanlışlarının önüne geçilmesine bağlı olduğunu belirten Önder, bugün eksikleri de olsa erişilen kalkınma düzeyinde TMMOB`un özerk yapısının katkısının büyük olduğunu belirtti. Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizler, bilim ve tekniğin ışığı altında mesleğimiz aracılığıyla ürettiğimiz bilgi ve birikimlerimizi topluma aktarmakla yükümlüyüz. Bu bilgi birikimimizi günübirlik çıkarlar, şirketlerin çıkarı ya da iktidarın çıkarı için değil, kamunun yararı için gündeme getirmeye devam edeceğiz. Siyasi iktidar, bir hafta sonra tersine dönen uygulamaların bile alkışlanmasına alışmış olabilir, ancak Odalarımız; bedeli yalnızca bugünü değil çocuklarımızın geleceğini de kapsayacak olan teknik ‘yanlışları` söylemeye devam edecektir. Meslek örgütlerimizin kendi mesleki alanlarında değerlendirme yapmak ve kamuoyunu bilgilendirme noktasından geriye düşmesine izin verilemez.”

“İstihdam Sorunu Gündeme Alınsın”

Meslek odalarının, üyesi ve kamunun yararını aynı anda koruyan çalışmaları sürdürürken, mühendisin haklarının da baş savunucusu olduğunu aktaran Önder, mühendislerin de kamunun bir parçası olarak uygulanan eğitim, sağlık, ekonomi ve çalışma hayatına ilişkin politikalardan doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. Mühendislerin emeğinin ucuzlatıldığı, kendi mesleki üretimini yapan bir kesim olmaktan uzaklaştırılarak ücretli çalışan haline dönüştürüldüğü bir dönem içerisinde bulunulduğunu vurgulayan Önder, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu süreç elbette mühendislik mesleğinin içeriğinin boşaltılarak, niteliksizleştirilmesine de yol açıyor. Bu anlamda Endüstri 4.0 denilen gelişmelerin mühendislerin iş alanlarına etkisini de anlamaya çalışmamız gerekiyor. Teknolojik gelişime karşı durmak değil, ama teknolojinin insanların yararına uygulanmasını sağlama noktasından hareket ederek, ülkemizin gelişim planlaması ve mühendislerin istihdamı sorununun gündeme alınmasını talep ediyoruz. EMO bünyesinde yaptığımız araştırma mühendislerde işsizliğin yüzde 18.7 gibi çok yüksek bir düzeye ulaştığını bizlere göstermiştir. Bu işsizlik içinde genç mühendislerin payı büyüktür. Bu bizim için giderek derinleşen bir yara haline gelmeye başlamıştır.”

“İzmir Akıllı Kentte Dönüşüyor”

İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Muzaffer Tunçağ konuşmasına, İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu`nun “Türkiye`nin aydınlık kentinden, aydınlanma kongresine başarılar dilerim” mesajını ileterek başladı. İzmir`in enerji verimliği ve akıllı kent uygulamaları konusunda öncü kentlerden biri olduğunu ifade eden Tunçağ, 2 bin kilometre uzunluğundaki fiber optik altyapının tamamlandığını ve akıllı trafik uygulamalarının yakın bir dönemde kullanılmaya başlanacağını kaydetti. İzmir`in sera gazı emisyonunu 2023`e kadar yüzde 20 düşürmeyi hedeflediğini anımsatan Tunçağ, “Sadece kullanmaya başladığımız 20 elektrikli belediye otobüsüyle 6 ayda 20 bin ağaç dikmeye denk gelecek şekilde karbon emisyonunu azalttık” dedi.

Tramvay projelerinin tamamlanması, İZBAN ve metro kullanımının artmasıyla birlikte ulaşımda enerji verimliğinin yükseleceğini kaydeden Tunçağ, Kemeraltı`nda uygulanacak aydınlatma projesi hakkında bilgi verdi.

“Bilimsel Akla Sahip Çıkmayı Sürdüreceğiz”

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş da konuşmasına TMMOB`un çalışma programının temelini oluşturan ilkelerin altını çizerek başladı. TMMOB`un etkinliklerinde özgür düşüncenin en önemli değer olduğunu vurguladığını kaydeden Göltaş, “TMMOB, bilim ve teknolojinin üretilmesinde, bilimsel akla, laik ve demokratik düşünsel yapıya uymayan her türlü yaklaşımı ülke gelişmesinin önünde en büyük engel olarak görmüştür” diye konuştu.

TMMOB ve bağlı odaların üye, toplum ve meslek alanlarına ilişkin sorumluluklarının her geçen gün arttığını ifade eden Göltaş, bu doğrultuda en önemli görevin bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak mesleğin uygulama biçimlerini güncellemek olduğunu bildirdi. Sorumluluğun sadece mühendislik hizmetlerinde yaşanan sorunların teknik çözümüne ilişkin olmadığını vurgulayan Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hiç kuşku yok ki TMMOB ve odalarımızın 1970`li yıllardan bu yana tarihi; mesleğin ve meslektaşların sorunlarını ülke sorunlarından ayrı görmeyen, bilimin, tekniğin ve aydınlanmanın ışığında, emek, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin tarihidir. Yani öznesinde insan vardır. Bu nedenle de, odalarımızın bilimin ve teknolojinin gelişimine ve mesleğin uygulama alanlarına yönelik olarak sorumluluklarını ertelemesi veya kayıtsız kalması beklenemez. TMMOB ve bağlı odalar kurumsal olarak bilimsel-mesleki eğitim, teknoloji ve üretim arasındaki diyalektik bağı kendi örgütsel yapılarıyla ilişkilendirdiği bir yerden karşılaştığı sorunlara yanıt üretmek zorundadır.”

“Ekonomik ve Sosyal Yapıyı Eğitim Belirliyor”

Göltaş, “mesleki değişim karşısından Odaların rolünün ne olacağı” ve “teknolojinin ezilenlerin lehine nasıl kullanılacağı” sorularına yanıt arandığını ifade etti. PISA testlerinin Türkiye sonuçlarına değinen Göltaş, Türkiye`deki öğrencilerin bilim, matematik ve okuduğunu anlamada OECD ülkelerinin gerisine düştüğüne dikkat çekti. Toplumların insan yetiştirme modelinin, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını belirlediğine dikkat çeken Göltaş, şöyle konuştu:

“Çocukların yetiştirilmesi sürecinin düzgün işlemesi, sağlıklı bir toplum yapısının oluşturulması açısından önemlidir. Bu durum, aynı zamanda toplumun ilerlemesi ve gerçek anlamda özgürleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özetle; TMMOB olarak bilimsel mesleki etkinliklerimizi yaparken mevcut eğitim sistemini sorgulayan bir noktada, bir yandan ilk ve orta öğretimde süregelen yanlışlara itiraz ederken, kendi mühendislik alanlarımızın gelişimiyle doğrudan ilgili olarak üniversitelerin bilimsel demokratik ve akademik özerkliğini savunmayı da sürdüreceğiz.”

“Arka Bahçelerine Dönüştürmek İstiyorlar”

TMMOB`un, ırkçı-gerici, çağdaş yaşamı tehdit eden, laiklik karşıtı her tür düşünce ve eyleme karşı Cumhuriyet`in demokratik kazanım ve haklarına sahip çıkmayı sürdüreceğini vurgulayan Göltaş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Diğer taraftan yaşadığımız günler, TMMOB tarihinin en ciddi baskı ve yasaklar ile karşı karşıya kaldığı ve boyun eğmeyerek mücadelesini sürdürdüğü bir süreç olarak tarihe geçecektir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı`nın Kimya Mühendisleri Odası`na açtığı davada Yönetim Kurulu`nun görevine son verilmesi kararı antidemokratiktir ve bu kürsüden bir kez daha mahkemenin bu tavrını şiddetle kınıyoruz. Değerli meslektaşlarım; TMMOB susturulmak, etkisizleştirilmek, siyasal iktidarın arka bahçesi haline getirilmek isteniyor. Yağma yok, TMMOB; Türkiye`nin her yerinde eşit, özgür, demokratik bir Türkiye için emek ve demokrasi güçleriyle birlikte omuz omuza. Bugün TMMOB`yi savunmak demek; ‘AKP diktası ve gericiliğine, ülkemizin talanına, halkımızın sömürülmesine, haklarımızın gasp edilmesine karşı mücadele` demektir.”

“Akıllı Şehirler/Güvenli Tesisler” temasıyla 4 gün süren kongre, ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda akademisyen ve uzmanı bir araya getirerek bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasına olanak sağladı.